Biliyorum; çok sayıda sancılı, sorunlu gündem ve başlıklar var ancak “Eğitim sistemimiz ne hale geldi?” şu aralar hiç düşünüyor yahut sorguluyor muyuz?
AK Parti’nin de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “yıllardır” en çok öz eleştiri yaptığı alan; Millî Eğitim yani eğitim alanı.
Bu alenen ifade edilmese de en çok Bakan değiştiren ve sistem değişikliğine gidilen alanın Millî Eğitim olduğunu görebiliriz.
Sürekli değişen sistem ve isimler dolayısıyla ne nitelikli öğrenci yetiştiriyor ne de insan.
Şu an sabah 6’da 7’de “karanlıkta” çocuklarımızı “uykulu halde” sürükleyip, “15 kilo çantayla” okula götürüp, “saat 9’da ancak uyanacak bir dimağın” kafasına bir şeyler soktuğumuzu zannediyoruz!
Ardından velileri okula çağırıp, ödevleri velilere yaptırıyoruz. Özel okullar desek para tuzağı, ticarete dönüştü.
Şöyle ki; özel okullarda kayıt dönemi başladı.
Yeni kayıt ve kayıt yenileme için istenilen ücretleri duyunca insan hayret ediyor, “adeta” dehşete kapılıyor.
Veliden kayıt için para isteniyor; kıyafet için “kendi belirledikleri” mağazaya yönlendirip, 3 liralık kıyafeti 5 liraya aldırıyorlar. “Yardımcı kaynak” diyor, “İngilizce kitabı” diyor, “Kırtasiye” diyor; yine nokta atışı adreslere velileri yönlendirip, 2 liralık alışverişi 5 liraya mâl ettiriyorlar. Vatandaşın; aynı içerikte kitabı internet üzerinden sipariş edip yarı fiyatına alabilme şansı varken “sırf yönlendirdikleri adreslerin kazanması adına” velileri mecbur bırakıyorlar.
Ortalama bin öğrencisi olan bir özel okulun; kayıt, kayıt yenileme, kıyafet, kırtasiye vs. kalemlerinden kazandığı parayı varın siz hesap edin!
Keza nokta atışı servis şirketlerine velileri mecbur ve mahkûm edip oradan da kazanç sağlıyorlar.
Gezi, piknik, kermes gibi başlıklar altında “sosyal etkinlik” parası alıyorlar.
Anlayacağınız; eğitim dışında aklınıza ne gelirse yapılıyor ve bu iş artık “tamamen” paraya dökülmüş durumda.
Özel okulları “genel hattıyla” eleştirirken, devlet okullarımız çok mu iyi?
Maalesef devlet okullarında da eğitim içler acısı.
Çocuklarımız eğitim mi alıyor yoksa başka şeyler mi yapıyor “doğrusu” bilemiyoruz.
Kayseri’de “velilerin” bu dönem en çok şikâyet ettiği konuların bir tanesi de okullardaki tuvaletler!
Bir insan en zorunlu, en temel ihtiyacını; rahatlıkla, kolaylıkla ve bu çağda (!) gideremiyorsa, bu konuda onlara örnek, rol model olunamıyorsa, eğitilemiyorsa, sen o çocuğa ne öğreteceksin?
Devlet olarak o çocuklarımızın özel ihtiyacını gideremiyorsak, bu çocuklarımıza ne öğreteceğiz?
Bu meseleye basit bir tuvalet meselesi gibi bakmak, aptallığın daniskasıdır!
Bu; çocukların eğitim sistemine, yöneticilerine, okul müdürlerine, devletine olan bakış açısını şekillendirecek en temel argümanlardan bir tanesidir.
Bazı büyüklerimiz Kayseri’de yırtındı:
“Gelin, hemen bir sistem kuralım. Hayırseverler olarak bizler de elimizi taşın altına koyalım. Çocuklar tuvalete gidemediğinden kabız oluyor veya enfeksiyon kapıyor. Ciddi sıkıntılar, sağlık sorunları yaşıyor. Bunu çözüme kavuşturalım.”
Kimse kılını kıpırdatmadı, kimsenin gıkı çıkmadı!
Bu eğitim-öğretim dönemi neredeyse bitmek üzere. Ama gelecek dönem aynı rezaletin yaşanması halinde biz boşuna “Kayseri şöyle, böyle, şu şehri, bu şehri” der dururuz. Huzur şehri, Avrupa şehri, Turizm şehri, Kültür şehri gibi söylemler de “masal gibi” gelir millete.




