Bir avuç Yahudi; insanlığı esir alıyor!
Neredeyse üçüncü yılına gireceğiz…
7 Ekim 2023’ten beri “çoluk çocuk, kadın kız, yaşlı, hasta” demeden mazlum insanları katleden, soykırımcı, anarşist bir terör devleti olan İsrail; sadece Gazze değil Orta Doğu’ya adeta kan kusturuyor!
Kutsalları yok!
Merhametleri yok!
Vicdanları yok!
Kanun yok!
Adalet yok!
Hesap verebilirlik yok!
Hesap soran yok!
Yok, oğlu yok!
Acımasız dünyanın vicdansız pençesinde yaşam mücadelesi veren Gazze halkının sesini dünyaya duyurabilmek, insanlığın; İsrail’in yaptığı zulme karşı ses çıkarması umuduyla yola çıkan Sumud Filosu, yine dünyanın gözü önünde saldırıya uğradı. Aralarında HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan ile HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin’in de olduğu “ellerinde düşmana atacak tek bir taş tanesi bile olmayan” silahsız, zulüm karşıtı onlarca insan tutsak edildi.
Arslan; Gazze halkı için çıkacağı yolculuğu sadece ailesi ile paylaşmış, helalleşmiş ardından da Sumud Filosu’na biner binmez, “HAK-İŞ çatısı altındaki tüm yol arkadaşlarına” mesaj yoluyla çıktığı kutlu yolculuğu duyurup, helallik istemiş. Arslan’ın bu davranışından anlaşılıyor ki; kimseyi töhmet altında bırakmak istemediği gibi çıkacağı o yolculuğun “şov algısıyla” murdar olmasına müsaade etmemiş.
Tabii ki sadece Arslan ve Zengin’in ailesi ile sevenleri değil filoda bulunan diğer ülke vatandaşlarının aile ve sevenlerinde de endişeli bir bekleyiş söz konusu.
Keza HAK-İŞ çatısı altındaki sendikaların yöneticileri bugün Ankara’da İsrail Büyükelçiliği önünde bir basın toplantısı düzenleyerek, hem yaşananları protesto ettiler hem de daha çok kitlelere seslerini duyurmaya çalıştılar.
Umalım ki, tamamen insani duygularla yola çıkan Sumud Filosu’nun tuksakları, saçlarının tek bir teline zarar gelmeden ülkelerine döner, aile ve sevdiklerine kavuşur. Bu hususta fazla bir endişe taşımamakla birlikte esas konuda yani terör devleti İsrail’in hukuk tanımaz, kanun bilmez, insan hakları tanımaz tutumuna dünya ülkelerinin daha ne kadar sessiz kalacağının cevabını ararken ziyadesiyle endişeliyim.
Milyarlarca insanın yaşadığı yerkürede, bir avuç Siyonist; tüm insanlığa kafa tutuyor, soykırım yapıyor, işkencenin her türlüsünü uyguluyor, mazlumların kanını şerbetmiş gibi içiyor, gözünün kestirdiği ülkeye bombalar yağdırıyor ve tüm bu aklın, vicdanın, mantığın almadığı, kabullenmediği manzara ve gelişmeleri sadece izleyebiliyoruz.
Tek yapabildiğimiz kınamak, beddua etmek, buğzetmek.
İsrail zulmüne sessiz kalmayan diğer ülkeler ne yapar/yapabilir bilememekle birlikte biz ne yapabileceğiz/yapmalıyız?
“Boykot” deyip topu birbirimize atmayalım, defalarca denedik, sonuç alamadık.
Kanunlar, yasalar ne der bilemiyorum ancak menşei bu terör devleti İsrail olan ne kadar ürün varsa, hiç değilse kendi ülkemizde, marketlerin, alışveriş merkezlerinin raflarından indiremez, yasaklayamaz mıyız?
Gerçekten bu çok mu zor?



