Bu şehrin gazetecileri...

Bu şehrin gazetecileri...
Edtör Editör

Bir ülkenin, bir şehrin, bir beldenin gelişmişlik durumunu oranın basının durumuna bakarak “rahatlıkla” anlayabilirsiniz.

Eğer orada güçlü, ahlaklı, etik değerlere saygılı bir basın varsa orada medeniyetten söz edebilirsiniz.

Ama yoksa çok şey söylenir de ben “şimdilik” üç nokta koymak istiyorum. 

Kayseri öteden beri Anadolu’nun önemli basın merkezlerinden biri olmuştur.

Kentimizde 1910 yılında başlayan gazetecilik serüveni, şehrin yaşam döngüsünü en iyi anlatan tarihî vesikalardan ibaret olmuştur.

O günden bu güne Kayseri’de pek çok önemli yayın organı yayın hayatına atılmış çoğu da “zaman içerisinde” kaybolup gitmiştir.

Kayseri; iyi gazeteciler yetiştirdi. Çok kötü gazetecilik örnekleri de oldu.

Şöyle geriye dönüp bakınca aklıma bu mesleğin duayenleri geldi.

Rahmetli Şemsettin Çetinsöz: Bir dönem Kayseri basınında çok güçlüydü. Yıllar içerisinde hastalığın ve değişen, modernleşen gazeteciliğin etkisine maruz kaldı. 

Rahmetli Mahmut Sabah: Beyefendi bir kişilikti. Mesleğinde önemli işlere imza attı.

Rahmetli Veli Altınkaya: Kentte siyaset, yerel yönetim ve kamu ile basın arasında adeta köprü vazifesi görüyordu. Şehrin menfaatine olan konuların rahatça iletilebildiği bir isimdi.  

Rahmetli Süleyman Keskin: Sürekli yeni projeler üretmeye çalışan, yorulmak nedir bilmeyen, “çoğu zaman dozajını ayarlayamasa da” espriden vazgeçmeyen, spor alanında daha etkin, sevilen biriydi.

Rahmetli Oktay Ensari: Hayatını sadece gazetecilik üzerine inşa etmiş, “Hürriyet’in Hürriyet olduğu yıllarda” Kayseri basında çok güçlü ve etkili bir isim olarak bu şehre hizmet eden isimlerden birisi oldu. Konu haber yazmak ya da haber atlatmak olunca babasını tanımazdı.

Günümüzde de yine o dönemlerde yaşanan benzer bir durum var.

Haliyle de bu şehrin hafızası olan gazeteciler var.

Recep Bulut: KayTv ismini bu şehirde herkese ezberletti. “Haftanın Yorumu” adlı programla Kayserilileri “gece yarılarına kadar” ekranlara kilitledi. Kimseye eyvallah etmeyen öte taraftan da adalet terazisinden şaşmamaya gayret eden tecrübeli iyi bir gazeteci büyüğümüz.

Rifat Açıkgöz: Namıdiğer Albay’ımız. O yıllarda henüz Türkiye’de üç tane olan İletişim Fakültesi’nden birinden mezun olma başarısı göstermiş, şiirlerin arasına serpiştirdiği satırlar ile sadece muhatabına değil tüm okuyuculara mesaj veren, ekranlarda “zaman zaman” ağır ancak dobra konuşan büyüğümüz. Oğlu Kürşat da “babasından aldığı bayrağı” daha da zirveye taşımak adına gayretli bir kardeşimiz.

Metin Kösedağ: Kayseri Gazeteciler Cemiyetimizin çok değerli başkanı. Şehirde yaşayanların basın ile ilgili konularda güvenip, yüreğini açabildiği, karşısındaki insanlara güven veren, camiada da sözü dinlenen, itibar gören bizim kuşağın kıymetli temsilcisi.  

İlter Sağırsoy: İlter abimin samimiyetine sığınarak yazıyorum; mahallemizin çok iyi ama haylaz gazetecilerindendir. Kime ne diyeceğini kestiremezsiniz. Sürekli yeni projelerle kamuoyunu şaşırtmayı sever. Ekranda da satırlarda da ilgilisini doyurur.

Metin Sönmez: Kendine özgü duruşu, hitabet yeteneği ve kaleminden hiç taviz vermeden mesleğine devam ediyor. Metin ağabeyimiz çabuk sinirlenir lakin vicdanlıdır. Hiçbir güç ona vicdansız bir iş yaptıramaz.

Ömer Faruk Hamurcu: TRT’deki tecrübesini memleketine hizmet için harcayan, bu mesleğe ömrünü vermiş, Kayseri’de karasal ile başlayıp uydu yayıncılığıyla yaygına uzanan yolculuğun mimarlarından kıymetli bir üstattır.

Bu kıymetli isimlere çok itibar ediliyor ama her nedense son zamanlarda siyaset ve bürokrasi “toplumdan kopuk olduğu için” bunu bile göremeyip “gidip sağda, solda” sosyal medya maymunlarından medet umuyor.

Şimdi “durup dururken, neden böyle bir yazı yazdı?” diyeceksiniz.

İşte öyle…

234 kez okundu
GÖNDER
whatsapp WhatsApp ihbar hattı
0 533 639 19 60
×
Birden çok mail adresi varsa mail adreslerini virgül ile ayırınız
Max 200 karakter
Gönder
×