Kayseri'nin gizli iki kahramanı!
Öteden beri “gerçek anlamda” iş yapanlar ile mış gibi yapanların döngüsündeki kâinatta; koltuk sevdalılarıyla hizmet sevdalıları yarış içerisindedir.
Son dönemlerin moda çöplüğü sosyal mecrada “çok görününce” çok iş yapıldığı hissiyle kendini avutanlara inat memleketi ve milleti için kaygısı olan çokça isimler olduğunu da biliyoruz.
Bu manada Kayseri’de iki isim var ki; “sessiz, sedasız” çok ön plana çıkma gayreti olmadan şehrin çok önemli alanda yüklerini sırtlıyorlar.
Bunlardan biri Kayserispor Başkanı Ali Çamlı diğeri de Erciyesspor Başkanı Latif Ersoy.
Ali Çamlı “namıdiğer” Ali Hocam; sadece spor alanında değil hayır, hasenat yani insana dair her alandaki sosyal işlerde Kayseri’nin çok önemli bir yükünü çekiyor.
Nerede bir gariban olsa, nerede bir hasta olsa, nerede bir yardıma ihtiyaç olsa Ali Hocamın kapısını çalar o da “reklam etmeden” onların yardımına koşar. Zamanının çok büyük bölümünü bu hayır hasenat işleriyle geçirir.
Diğer taraftan Ali Hoca “kimsenin görev almaya cesaret edemediği bir dönemde” tekrar çok ağır bir yükün altına gövdesini koydu ve hem ekonomik, hem idari, hem de sportif anlamda Kayserispor’u arzu edilen seviyeye getirebilmek için ateşten bir gömlek giydi.
Gelinen noktada da şu anda Kayserispor elde ettiği başarılarla yeniden eski günlerine ve hak ettiği Süper Lig’e dönecek gibi gözüküyor.
Ali Hocam ayrıca birleştirici yönü sayesinde de nerede bir sorun, nerede bir küslük, ayrılık varsa çözüm adına başvurulan isim olarak kabul görüyor.
Diğer yandan Erciyesspor Başkanı Latif Ersoy’un da “mutlak surette” hakkının teslim edilmesi gerekiyor.
Her ne kadar pek çok kişi onu Milletvekilimiz Baki Ersoy’un kardeşi olarak tanısa da Latif Ersoy’un da hem yönetim tarzı hem de mütevazı kişiliği, nevi şahsına münhasır özellikleriyle bilinmesi gerektiğine inanıyorum.
Latif Ersoy, tıpkı Ali Hoca gibi “zor bir görev üstlenerek” Erciyesspor’u “daha önce olduğu gibi” ayakta tutmaya ve daha da güçlendirmeye çalışıyor.
Hem zamanını hem ekonomik gücünü bu uğurda “ciddi manada” şehir için harcıyor.
Spor; bir şehrin marka değeridir.
Spor; bir şehrin en önemli sosyal yaşantı alanı olarak görüldüğünde bu görünmez kahramanın ne kadar büyük sorumluluk üstlendiklerini daha iyi anlayabiliriz.
Tabii bunları söylerken “öteden beri” her iki takıma hamilik yapan, sahip çıkan, maddi ve manevi her türlü desteği veren “üst akıl” Milletvekilimiz Baki Ersoy’u da unutmamak gerekiyor.
Keşke şehrimizde bu tarz isimlerin sayısı çok daha fazla olabilse de bugün Kayseri için “bambaşka” şeyler konuşuyor olsak.
Hem şehrin ekonomisi hem siyaseti hem eğitimi hem de diğer alanlarında Kayseri çok daha farklı yerlerde olabilirdi.
Kazancını şehriyle paylaşmamayı alışkanlık haline getirmiş bunca ismin olduğu Kayseri’de bu iki hatta üç ismin neden “kahraman” olarak tanımlandığı belki daha iyi anlaşılabilir.





