Ortak akıl kayboldu!
Eskiden Kayseri’de şöyle bir anlayış vardı:
İktidar ya da muhalefet partilerinin temsilcileri, “Kayseri ile ilgili” konu olunca bir araya gelir, toplanır, çözüm arar ve bunu da kamuoyuna “ortak” sunarlardı. Dolayısıyla da meseleler hızlı çözülürdü.
Ama şimdi bırakın iktidar ile muhalefetin bir araya gelmesini “aynı partiye mensup” milletvekilleri birbirleriyle kavgalı, “aynı partiye mensup” belediye başkanları birbirinin izine kurşun sıkıyor, meclis üyeleri “hakeza” aynı şekilde. Parti yönetimlerinde “birlik ve beraberlik” yok.
Hâsılı, şehrin birkaç hamle ile çözülebilecek meseleleri kangren halini alıyor, şehrin geleceğini tehdit eder boyuta geliyor.
Çünkü milletvekilleri, belediye başkanları veya siyasiler, bürokratlar bir yerde oturup konuştuklarında “en kıymetli şey olan vakitlerini” maalesef dedikodu ve gıybetle geçiriyorlar.
O onun arkasından, diğeri ötekinin arkasından atıyor. O da diğerini eleştiriyor vs.
Bu da “kaçınılmaz olarak” şehri geriye götürüyor.
Örneğin; kamu hastaneleri ciddi manada sıkıntılı bir durumda ve deyim yerindeyse tökezlememek için cebelleşiyor.
Kastım sadece Şehir Hastanesi değil. Tıp Fakültesi, Aile Sağlık Merkezleri vatandaşa zamanında ve yeterli sağlık hizmeti veremiyor.
Acil servisler dolup taşıyor.
Geçen gün bir vaka öğrendim, dehşete düştüm.
Çok büyük bir kamu hastanesi, 5-6 tane ambulansı kabul etmemiş!
Bu ne demek?
Ambulanstaki hasta ölsün mü yani?
İlimizdeki sağlık problemi bu kadar ciddi boyutlara hatta kangren haline gelmişken; bu şehrin yöneticileri, iktidarı, muhalefeti, bürokratının bir araya gelip, “Ne oluyoruz?” diye irkilmesi ve bu tür konulara çözüm bulması gerekmiyor mu?
Aynı şekilde otopark meselesi, trafik meselesi, otoban meselesi, şehrin gelişim projeleri, raylı sistem, sanayileşme, turizm gibi meselelerde “ortak” bir yol haritasının belirlenmesi gerekiyor ama ortak akıl sizlere ömür!
Kavga başladı, şehirde dedikodu had safhaya ulaştı, gıybet aldı başını yürüdü.
İlk defa Kayseri’nin geleceği için bu kadar endişe duydum.
Ben “yine” vazifemi yaparak, elimden bu geliyor. Bu kadarını söyleyebilirim.
Varın gerisini siz düşünün!



