Mesleğimiz büyüklerinden Veli ağabeye (Altınkaya) rahmet olsun.
Çoğu kez köşe yazılarında veya televizyon programlarındaki yorumlarında, “Kayseri’ye hızlı tren gelmedin ölürsem, gözlerim açık gider” diye “üzerine basa basa” söylüyordu.
Nitekim öyle de oldu. Covid salgınında Veli ağabey rahmetli oldu. Ama Kayseri’ye “hâlâ” hızlı tren gelmedi.
Yanılmıyorsam AK Parti’nin iktidara gelişinin ikinci dönemiydi; “aralarında Kayseri’nin de olduğu” Türkiye’nin neredeyse bütün illerine hızlı tren hatları inşa edileceği müjdelenmişti.
Aradan 20 yıl geçti.
Her siyasi konuşma veya her mitingde yine aynı şeyleri tekrar edip konuşuyoruz. Siyasetçiler de bu konuyu “ısıtıp ısıtıp” önümüze getirdi. Biz de her seçimde bunu yedik.
Hızlı tren geldiydi, hızlı tren gittiydi, hızlı tren başladıydı, hızlı tren bitiyordu vs.
Önceki gün yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu, şehrimizi ziyaret etti ve bu sefer de proje için 2028 yılının ortasını işaret etti.
Benzer açıklamaları ve tarihleri “defaatle” gördük, duyduk.
Türkiye’ye hızlı trenin ilk defa müjdelendiği 2006 yılından bugüne; Eskişehir bindi, Sivas bindi, Konya bindi, Samsun bindi, Yozgat bindi.
Binenler tur bile bindirdi ama biz halen “Ne zaman gelecek?”, “Kaç lira ödenek ayrıldı?”, “Bu ödenekle bu yatırım yetişecek mi?” gibi soruların cevabını bekliyoruz.
Bakan Uraloğlu’nun açıklamasına göre, birkaç yıldır süren projenin “şu anda” fizikî gerçekleşme oranı yüzde 53.
Yani yarısı ancak tamamlanabilmiş.
Kalan yarısı bir buçuk iki yılda biter mi? Takdiri kamuoyuna bırakıyor, mühendislere, bilirkişilere havale ediyorum.
Lakin inandığımız tek şey bu noktada Kayseri çok ciddi bir haksızlığa uğradı.
Hızlı treni bırakın otoban; o da yok!
Bu konuları yazarken bile insan artık cümle kuramıyor.
Bir şey söylemek istemiyor.
Çünkü konuşulan, söylenen Kayseri’nin taleplerinin hiçbir anlamı olmadığını gördük.
Dolayısıyla “doğrudan olmasa bile” bağlantı hattıyla bile biz bu kadar zaman kaybettik.
İnşallah Kayseri’deki başka gazeteciler gözü açık ölmezler.



